Miziklerim ;)

14 Şubat 2015 Cumartesi

Mecazi Aşk



Mecazi aşktan kurtulmanın yolu nedir? Risalelerde bu konu nasıl işlenmiştir?
İnsanın fıtratına konulmuş olan duyguları kökünden söküp atması imkansızdır. Bu sebeple duyguları kökünden söküp atmak yerine yönünü çevirmek esas olmalıdır. Mesela, düşmanlık hissi insanın fıtri bir duygusudur; bu hissin fıtrattan sökülüp atılması kabil değildir. Öyle ise bu duygunun yönünü ve yüzünü Mümin kardeşlerimize değil, başka taraflara çevirmek gerekir.
Aşk ve muhabbet insanın en köklü ve en esaslı bir duygusudur. Bunun da diğerleri gibi tamamen fıtrattan sökülüp atılması kabil değildir. Ama bu duyguyu İlahi veya mecazi aşka çevirmek insanın iradesine bakar. İnsan kalbini İlahi aşka yönlendirme fırsatı ve imkanı varken bunu mecazi aşkların dalgasına terk ediyor ise bu mesuliyeti gerektiren bir durumdur. Muhabbet etme kabiliyetini Allah kendi Zatı ve isimlerini sevmemiz için bize takmıştır; insan suistimal ile bu kabiliyeti mecazi aşklara çeviriyor ise mesuldür.
Allah insana kendi cemal ve kemalini sevecek ve fani güzelliklerle tatmin olmayacak genişlikte ve keskinlikte bir kalp vermiştir. İnsanın bu geniş kalbi ancak ebedi ve solmayan bir güzellik ile tatmin olabilir.
Oysa kainatın ve içindeki bütün güzelliklerin üzerinde fena ve fanilik damgası vardır. Sevdiğimiz o güzellik ya eskir pörsür ya da bize karşılık vermez, verse de bizim meftun olduğumuz o güzellik çabuk söner. Demek bize verilen bu kalp o fena ve fani güzellikler için değil, ebedi ve solmayan bir güzelliği sevmek için tahsis edilmiştir.
Biz suistimal edip Allah’a tahsis edilmiş kalbimizi fani mahlukata tevcih edersek, bunun tokadını hem burada hem ahirette yeriz. Kalbimizdeki bu hastalığı tedavi etmenin yolu ise iman ve tefekkür üzerinde yoğunlaşıp o güzellikler üzerinde fanilik damgalarını okuyarak sevgi ve aşkımızı gerçek sahibine tevdi etmektir.
Kainatta aşka sebep olan üç faktör vardır. Bunlar cemal, kemal ve ihsandır. İnsan bu sebeplerden dolayı aşık olur ya da birisini sever. Halbuki kainattaki bütün güzellikler, mükemmellikler, ikram ve ihsanların membaı ve esası Allah’ın isim ve sıfatlarıdır.
Kainattaki bütün güzellikleri toplasak Allah’ın cemali yanında okyanustan bir damla mesabesinde kalır. Üstelik bu güzellik ebedidir. Öyle ise neden damla ile oyalanıp acı ve elem çekelim. Asıl güzellik kaynağına kalbimizi tevcih edip tatmin olmak varken.
Mesela, çok susamış bir adam düşünelim ağzı susuzluktan kavrulur bir vaziyette iken bir baraja rast gelir, barajın bendinin bu tarafında toprak üzerinde az bir yaşlık var, ama arkasında ise nezih ve leziz büyük bir gölet var. Şu şaşkın adam kavrulmuş ağzını toprak üzerindeki ıslaklığa dayamış kanmaya çalışıyor. Halbuki arkasında büyük bir gölet var. İşte biz de sonsuz güzellik sahibi Allah varken gidip ıslaklık mesabesinde fani ve adi güzelliklere kalp dudağımızı yapıştırıp kanmaya çalışıyoruz. Üstelik o güzellikler Allah’ın güzelliğinden zayıf ve çok perdelerden geçmiş bir sızıntısı konumundalar. Biz nazarımızı ve kalbimizi o mecazi sevgiliden hakiki sevgiliye yani Allah’a çevirirsek hem o beladan kurtuluruz hem de gerçek güzelliği bulmuş oluruz.
Özet olarak, Allah insana ancak kendi ile meşgul olup onun ile tatmin olabilecek mahiyette bir kalp vermiştir. Bu sebeple kalbin Allah’tan başka şeyler ile meşgul olup onlara aşık olması zaten doğru olan bir şey değildir. Zira Allah, kalbi insana sadece kendisini sevmek için tahsis etmiştir. Biz bu tahsise ihanet ederek farklı şeylere aşık olursak elbette bu Allah katında makbul ve caiz olmaz.
"Kalpler ancak Allah’ın zikriyle tatmin olur." (Rad,13/ 28)
ayetinde de ihtar ve ikaz edildiği gibi, insan kalbini tatmin edip doyuracak tek maşuk tek mahbub Allah’tır. Bu sebeple kalbimize giren bu kir ve pasları temizleyip Allah aşkına yanmamız gerekir. Yoksa insanın fani aşklar içinde boğulup imtihanı kaybetme riski çok fazla olur. Hazreti İbrahim (as) gibi “La uhubbül afilin” (Fani şeyleri sevemeye değmez) deyip, mecazi aşklardan kalbimizi ve gönlümüzü arındırıp kurtarmalıyız.
"Sabıkan beyan edildiği gibi, ehl-i gaflet ve ehl-i dünya tarzında ve nefis hesabına olan muhabbetlerin, dünyada belâları, elemleri, meşakkatleri çoktur; safâları, lezzetleri, rahatları azdır. Meselâ şefkat, acz yüzünden elemli bir musibet olur. Muhabbet, firak yüzünden belâlı bir hırkat olur. Lezzet, zeval yüzünden zehirli bir şerbet olur. Âhirette ise, Cenâb-ı Hakkın hesabına olmadıkları için, ya faydasızdır veya azaptır (eğer harama girmişse)."
"Sual: Enbiya ve evliyaya muhabbet nasıl faydasız kalır?"
"Elcevap: Ehl-i teslisin İsâ Aleyhisselâma ve Râfızîlerin Hazret-i Ali Radıyallahu Anha muhabbetleri faydasız kaldığı gibi. Eğer o muhabbetler, Kur'ân'ın irşad ettiği tarzda ve Cenâb-ı Hakkın hesabına ve muhabbet-i Rahmân namına olsalar, o zaman hem dünyada, hem âhirette güzel neticeleri var."
"Amma dünyada ise, leziz taamlara, güzel meyvelere muhabbetin, elemsiz bir nimet ve ayn-ı şükür bir lezzettir."
"Nefsine muhabbet ise, ona acımak, terbiye etmek, zararlı hevesattan men etmektir. O vakit nefis sana binmez, seni hevâsına esir etmez. Belki sen nefsine binersin. Onu hevâya değil, hüdâya sevk edersin."(1)
Hasılı, mevcudatı Allah hesabına ve onun sanat ve eserleri olduğu için sevmeliyiz ve Allah’a olan muhabbetimize bir vesile ve araç yapmalıyız.

21 Ocak 2015 Çarşamba

Yaşamak Dediğin

Hayattan kopmak ve yeniden bağlanmak...
Yaptığım şey tam anlamıyla bu sanırım uzun süre içimdeki çağlayana kapılmış sürekli düşüş halindeydim ve sonunda fark ettim ki aslında sessiz sakin bir gölün üzerinde bir sandalın içinde uyukluyor muşum... Bu uykuda gördüğüm rüya hayra yorulacak türdenmiş...
Tüm sıkıntılar meğerse bir ferahlığa götürüyormuş beni..Üzüntüler sıkıntılar aşklar,karamsarlıklar umursamazlar umursamazlıklar hepsi daha güçlü bir ben içinmiş...
Uzun süren ayrılıklar kavuşmalara gebeymiş meğer...
Her ne kadar aşka yelken açmasada insan deniz ortasındaki hafif meltemler insanı hiç bilmediği kıyılara sürükleyip umut aşılayabiliyormuş demek. İnsan olarak nede çok şey var bilmediğimiz...
 Birdaha hiç gülemem diye düşünürken kendini gülücükler içinde buluvermek ne hoş şey...
 İnsanlara umut vermek, sevmek, bazı şeylerden ödün vermek,için karardığında gökyüzüne gülümsemek... işte tüm bunlar birazda büyümek demek... aslında büyüdüğümü düşünmüyorum her ne kadar yaş ilerlesede bazı insanlar takılı kalıyor bazan yada olmak istediği gibi oluyor bilemiyorum...

Sert geçen kış elbet gelecek baharında habercisi... İç geçirmeden sebatla beklemek gerek... havanın en soğuk olduğu an güneş doğmadan hemen öncesi yada en zifiri karanlık güneş doğmadan hemen öncesi bunu bilerek yaşama ,Allah'a sımsıkı tutunmak gerek...
Allah'ın vermediğine üzülmek değil verdiklerine şükretmek kulluk demek bu bilinçle her yeni güne Bismillah....

Sevgilerle Uykucu'nuz ;)

Dibin Notu: Biliyorum yazılarımı özlediniz... bende özledim yazmayı :))


6 Ocak 2015 Salı

Uykucudan Selam Var

Blogumu pek terk edilmiş pek öksüz pek yetim pek bi çare buldum bugün :))) o yüzden gülen güzel yüzümü dostlara hatırlatayım dedim tüm dostlarıma sevgiler kucak dolusu özlem ve sıcacık gülümsemelerimi bırakıyorum :) alıverin gariii :)))


22 Nisan 2014 Salı

Boşluk...

İnsanlar kalplerinde doldurulması gereken boşluklarla yaşıyorlarmış demek ki!
Ben senin kalbindeki boşluğu dolduramadım sanırım...
Üzgünüm, seni çok yormuşum.
 Hata ettim!


"Love Rain"
dizisinden bir replik diziyi izlemeyenlere kesinlikle tavsiye ederim :)

21 Nisan 2014 Pazartesi

?

Bu gün uzun uzun konuşmak boş boğazlık yapmak istiyorum... Uzun zamanıdır kimseyle böyle uzun uzun sohbet edip kafa dağıtmadığımı farkettim kendimi işime ve ev işlerine çok kaptırdım sanırım.Saçma sapan konulardan konuşup çay içmek çekirdek çitlemek istiyorum.İzlediğim dizilerden bahsetmek saatlerce gülüp konuşmak... Bazılarına bu hayaller komik gelebilir ama şu an tek istediğim şey bu gecenin bi vakti. Üniversitede arkadaşlarla toplanıp çay demleyip çekirdek çitlerdik saatlerce derslerden hocalardan bahseder gülerdik sanırım o günleri özlüyorum.O zamanlarda şu günleri bi atlatsak şu üniversite bi bitse işe başlasak diye hayallerimiz vardı..Sanırım tüm bunlar zamanın kıymetini bilmediğimizden.Ânı yaşamadığımızdan,gelecek kaygısı ve geçmişe özlem... bu ikisi arasında geçiyor bir ömür... Özlemek,yanlızlık,hüzün,neşe,hayaller ve rüyalar hepsi hayatın bir parçası tüm bu duyguları veren ve yaşatan Rabbe şükürler olsun...


10 Nisan 2014 Perşembe

?

En zayıf yerinden kırılır her şey" diyorlar. Kalbim neden bunca kırılıyor Allah'ım?

Fatih Duman



28 Mart 2014 Cuma

Hasret

Ne bekliyordun ?
- hasret dediğin saçlarından tutup yolmaz ki, ya da yüzünü tokatlamaz ki, elbette yüreğin yanacak, için kıyılacak .
 Kâhraman Araz

 

 

 

26 Mart 2014 Çarşamba

...

…yıllar sonra öğrendim ki
bağırıp çağırmaya gerek yok !
sesini duymak isteyene, bir fısıltın yeter …
 
 

24 Mart 2014 Pazartesi

21 Mart 2014 Cuma

Hayırlı Cumalar

- Dedim ki ;
Rabbim !
Bu hüzün boyumdan büyük geliyor bana …

+ Dedi ki ;
" Feinne Meâl Ûsri Yüsra , İnne Meâl Ûsri Yüsra … "
(muhakkak her zorlukta bı kolaylık vardır)


10 Mart 2014 Pazartesi

Hangi Kapıyı Çalsam ; Karşımda Buruk Acı

Kapına gelmiştim ey sevgili. 
Suskun. 
Suskun kapıların önünde bir ses olup bekledim, 
Bir ses bekledim. 
Zamansız mıydım bilmiyorum. 
Belki de zamana sığmayan bir zamandaydım. 
Zamansız zamanlarda her şeyim sendin ey sevgili. 
Zamanlı zamanlarda da… 
Sen yoktun. 
Sait Köşk


8 Aralık 2013 Pazar